MERİDYEN SİSTEMİ VE GELENEKSEL ÇİN TIBBI’NDA İNSAN BEDENİNİN BÜTÜNCÜL YAPISI

MERİDYEN SİSTEMİ VE GELENEKSEL ÇİN TIBBI’NDA  İNSAN BEDENİNİN BÜTÜNCÜL YAPISI
Geleneksel Çin Tıbbı (GÇT), insan bedenini bütüncül olarak algılar. Bedenin birbirinden ayrı parçalardan oluştuğu değil, bir hologram gibi, tüm parçaların aynı bütünün bilgisini içerdiği düşünülür.

MERİDYEN SİSTEMİ VE GELENEKSEL ÇİN TIBBI’NDA

İNSAN BEDENİNİN BÜTÜNCÜL YAPISI 

Batı ve Doğu’da İnsan Bedeni Algısı

Ortodoks Batı Tıbbı’nda (OBT), insan bedeninin çok gelişmiş bir makina olduğu algısı hakimdir. Teşhis ve tedavi yöntemleri de bu algıya göre gelişmiştir. Farklı parçaların toplamından oluşan bu akıllı makinanın parçaları ayrı ayrı bozulup tamir edilebilir. Bu indirgeyici bakış açısı, akut ve bölgesel sorunların tedavisinde veya rahatsızlık veren semptomların hızlı bir şekilde giderilmesinde başarılı olurken, kronik ve sistemik sorunların uzun vadeli tedavisindeki başarısı ise oldukça sınırlı kalmaktadır.  

Geleneksel Çin Tıbbı (GÇT), insan bedenini bütüncül olarak algılar. Bedenin birbirinden ayrı parçalardan oluştuğu değil, bir hologram gibi, tüm parçaların aynı bütünün bilgisini içerdiği düşünülür. Bir hologram kırıldığında, kırık parçaların her birinde o resmin sadece bir parçasını değil, daha küçülmüş boyutta olsa da yine resmin tamamını görürsünüz. GÇT’ye göre beden de böyledir.  Bir semptom bedenin neresinde olursa olsun, insanın ruh-zihin-beden bütünlüğü hakkında bilgi sunar. Tedavi de yalnızca bölgesel değil, her zaman sistemik bir yaklaşımla yapılır. Bu bağlamda, her hastalık kısmi olarak psikolojik, kısmi olarak somatiktir. Terapist, tamamen fiziksel görünen bir sorunun tedavisinde dahi, hastanın ruhu, zihni ve bedeninin bütünlüğü ile ilgilenmelidir.  

Meridyen Nedir?

Geleneksel Çin Tıbbı’na göre meridyen sistemi, insanın ruh-zihin-beden bütünlüğünün alt yapısını oluşturmaktadır. Tüm teşhis ve tedaviler, meridyenlerin bedenin dışından gözlemlenmesi, hissedilmesi ve onlara müdahale edilmesi ile yapılır. GÇT’de meridyenler, bedenin enerji otobanlarıdır. Bedenin temel işlevsel maddeleri olarak tanımlanan Çi (elektromanyetik enerji veya yaşam enerjisi), kan ve sıvılar bu enerji otobanları boyunca akarak bedenin tümüne ulaşır. Meridyenlerin temsil edildiği akupunktur şemalarında çoğunlukla sadece bedenin üzerindeki kısımları gösterilse de, aslında meridyenler sadece yüzeyde bulunmaz, bedenin tümünü içten dışa kapsarlar.  

Toplam 12 temel organın adıyla anılan 12 "sıradan” meridyen, bedenin her iki yanında, birbirleri ile simetrik çiftler halinde bulunurlar. Buna ek olarak 8 adet "sıra dışı” meridyen vardır. Sıradan meridyenler, bağlı oldukları Yin veya Yang organların adıyla anılırlar. Yin ve Yang, GÇT teorisinin en temel kurallarından biridir. Buna göre, evrendeki tüm fenomenler bir zıtlıklar dualitesi bağlamında tanımlanır. Yin genel olarak dualitenin daha dişil karakter özelliklerini, Yang ise daha eril karakter özelliklerini tanımlar.   

Yang organlar, bedenin saf maddelerini (Çi, kan ve sıvılar) depolamayan, geçici olarak dolup, işleyip aktaran organlardır. Altı Yang organdan ismini alan altı Yang meridyen –kalın bağırsak, mide, ince bağırsak, mesane, üçlü ısıtıcı ve safra kesesi– kollar ve bacakların arka ve dış yüzeylerinde bulunur.  Yin organlar ise, bedenin saf maddelerini saklayan, koruyan, arındıran ve tüm dokulara gerektiği ölçüde dağıtılmasını sağlayan organlardır. Altı Yin organdan ismini alan altı Yin meridyen –akciğer, karaciğer, dalak, kalp, kalp çeperi, böbrek, kollar ve bacakların ön ve iç yüzeylerinde bulunur. Her bir Yin meridyen bir Yang meridyen ile Yin-Yang çifti ilişkisindedir ve bu meridyenlerin işlevleri ve enerji dengeleri birbirleriyle yakından etkileşim halindedir. Bu meridyenlere "sıradan” denilmesinin sebebi, bedenin süreklilik taşıyan gündelik sıradan fizyolojik işlevlerinden sorumlu olmalarıdır. Ceninin oluşumu esnasında sıra dışı meridyenlerin ilk altyapıyı oluşturduğu, bunun üzerine sıradan meridyenlerin karmaşık ağının oluştuğu söylenir.  

Meridyen sisteminde enerji hep belirli bir yönde akmakta ve meridyenlerin başlangıç ve bitiş noktalarından belirli bir sırayı takip ederek, bir meridyenden sıradaki meridyene aktarılmaktadır. Başka bir deyişle meridyen sistemi, tüm bedende hiç kesintiye uğramadan devam eden tek bir enerji akışını temsil eder. Meridyen sistemindeki akışın yönü, geleneksel Çin felsefesinin insanın dünya üzerindeki konumunun ve insanın yaşam amacının ne olduğu yönündeki görüşüne ışık tutar. Kişi, kolları yukarıda ve avuçları karşıya bakar pozisyonda durduğunda (bu standart GÇT anatomik duruş pozisyonudur),tüm Yin meridyenlerin enerji akışı ayak parmak uçlarından (yani yerden) kalbe ve kalpten ellerin parmak uçlarına (yani göğe) doğru iken, tüm Yang meridyenlerin enerji akışı da ellerin parmak uçlarından (yani gökten) gözlere ve gözlerden de ayakların parmak uçlarına (yani yere) doğrudur. Bu akış şekli, insanı gök ve yer arasında bir bağ veya bir katalizör olarak konumlandırır.  

Sıra dışı meridyenler, bedenin daha temel ve daha ilkel işlevlerini üstenirler.  Bu sekiz meridyenden biri omurga boyunca perinyumdan başa kadar çıkan merkez yang meridyen, bir diğeri de yine perinyumdan bedenin önünü takip ederek başa çıkan merkez yin meridyendir. Merkez Yang meridyenin ismi "Yönetici Meridyen”dir ve merkezi sinir sistemine denk diyebileceğimiz, bedenin tüm işlevlerini yöneten üst düzey bir yönetici konumundadır. Merkez yin meridyenin ismi "Gebelik Meridyeni”dir ve endokrin sistemine denk diyebileceğimiz, türün devamına yönelik işlevlerden sorumludur.  Sıra dışı meridyenlerden "Ana-arter meridyeni” olarak anılan meridyen ise perinyumun merkezinden başlayıp bedenin eksenini takip ederek başın en tepe noktasına uzanır ve bedenin tüm dolaşımından sorumludur. "Kemer meridyeni,” karın ve bel bölgesini yatay olarak sarar ve tüm fasyal dokunun sağlamlığından ve organların yerli yerinde durmasınden sorumludur. Bunların dışındaki 4 adet sıra dışı meridyen de, sıradan meridyenlerde olduğu gibi bedenin her iki yanında birbiri ile simetrik çiftler halinde bulunmaktadır.   

On iki çift sıradan meridyen 4’ü çift, 4’ü tek olmak üzere toplam 12 sıra dışı meridyendir. Meridyen sistemi, bedenin içindeki ve dışındaki tüm dalları ve uzantıları ile, insan bedenini içten dışa, tepeden tırnağa kapsayan oldukça karmaşık bir sistemdir. On iki çift sıradan meridyenin beden yüzeyindeki kısımları üzerinde yer alan akupunktur noktaları, bir meridyenin dışarıya açılan kapıları ve pencereleri gibidir. Dışarıya içeriden, içeriye de dışarıdan  bilgi ve enerji taşırlar. Bu yüzden beden bazlı terapilerde, teşhis ve tedavi genelde bu noktalar kullanılarak yapılır.  

Meridyenleri Batı Zihniyle Anlamak

Geleneksel Çin Tıbbı’na göre "Meridyen” kavramı,  bedenin genel enerji dağılımı sistemini tanımlamakta ve bedenin temel maddelerinin (Çi, kan, beden sıvıları) tüm bedene nasıl yayılıp nüfuz ettiğini anlamamıza yardımcı olmaktadır. Klasik metinlerde, meridyenlerin ana kollarından, kimi zaman "kanal” veya "damar” olarak da bahsedilir. Bu, onların hayati enerji ve maddeleri içinde tutma, bedenin farklı bölgeleri arasında taşıma ve ulaştırma işlevlerine ışık tutar.  

Meridyen sistemini, modern anatomiden tanıdığımız dolaşım sistemi, lenf sistemi veya sinir sistemi gibi, ancak bunlara ek yeni bir anatomik sistem olarak düşünmek cazip görünebilir. Ne de olsa meridyenlerin de kan damarları gibi kanı, lenf damarları gibi sıvıları ve sinir sistemi gibi elektrik enerjisini ve bunlar vasıtasıyla gerekli besin, atık ve bilgileri bedenin tümünde taşıdıkları söylenmektedir. Ancak aralarında önemli bir fark vardır; meridyenler kan damarları gibi anatomik olarak bulunamazlar. Meridyenleri, bilinen anatomik-fizyolojik sistemlerin dışında ekstra bir sistem olarak düşünmek yerine, tüm anatomik-fizyolojik sistemleri kapsayan ve işlevsel olarak tanımlanabilen bir üst-regülasyon enerji sistemi olarak düşünmek daha faydalı olacaktır. Başka bir deyişle meridyenler yapısal olarak değil, işlevsel olarak anlaşılmalıdır.  

Geleneksel Çin Tıbbı hekimleri, meridyenlerin bu enerjik ve işlevsel yapısı hakkında derin, detaylı ve kapsamlı bilgiye sahip olmalıdırlar. Bu bilgi tam olmadan, doğru teşhise ulaşmak ve gerek akupunktur gibi beden terapileri, gerekse bitkisel ilaçlarla etkili bir tedavi uygulayabilmek güç olacaktır. Bir GÇT hekimi, bedenin enerjisi (Çi) ile nereden ve nasıl temas edebileceğini bilmelidir.  

Ortodoks Batı Tıbbı bedeni klasik olarak önce anatomik, sonra fizyolojik olarak tanımlar. Yani önce bedende var olan yapılar belirlenir, sonra onların işlevleri anlaşılmaya çalışılır.  Bu bağlamda, eğer bir işlev bozukluğu gözlemleniyorsa, bunun teşhisi ve tedavisi ancak o işlevin sebebi olan anatomik yapının bulunabilmesi ve fizyolojisinin anlaşılabilmesiyle mümkün olur. Ancak yakın dönemlerde "İşlevsel Tıp” (Functional Medicine) veya "Düzenleyici Terapi” (Regulation Therapy) adları altında geliştirilen yeni tıp ekolleri, bedeni öncelikli olarak işlevsel bir bütün olarak anlamaya ve tedavi etmeye başlamıştır. GÇT ise insan bedenini, başlangıcından itibaren, temelde anatomik değil, işlevsel bir anlayışla açıklamaktadır. Zihin-beden bütününde hangi süreçlerin hangi süreçlerle nasıl bir etkileşim içinde olduğunu anlamak, bedenin anatomik yapısını anlamaya göre daha öncelikdir. Bugün dahi GÇT, bedenin belli öğeleri için OBT’de kullanılan terimleri kullansa da, aslında ifade edilmek istenen anatomik bir yapı değil, işlevsel bir süreçtir.   

Örneğin GÇT’ye göre karaciğer, OBTanatomisinde bildiğimiz karaciğer organından ibaret değildir, aynı zamanda kendine bağlı meridyenin tüm beden-zihin-ruh bütünlüğü üzerindeki işlevselliğini de kapsamaktadır. Bu bağlamda karaciğer, yalnızca bir organ olarak kanın arındırılması ile değil, bedende kanın ve Çi’nin düzenli döngüler halinde toplanıp boşaltılması, rahmin, cinsel organların, eklemlerin, derinin, saçların, gözlerin ve beynin kan ve Çi ile beslenmesinden de sorumludur. Karaciğer meridyeni, ayak baş parmağından başlayarak, bacağın iç kısmından cinsel organlara ve rahme, daha sonra kaburgaların altına ve karaciğer organına ulaşır. Bedenin içindeki kolu ise, bağırsaklar, mide ve kalbin içinden geçerek boğaza, gözlere ve beyne çıkar. Karaciğer meridyenindeki Çi tıkanıklığı, meridyen güzergahındaki tüm bu organları ve karaciğerin kanı ve enerjiyi ulaştırmaktan sorumlu olduğu tüm dokuları etkileyebilir. Karaciğer ayrıca, zihinsel işlevlerimizden yaratıcı çözüm üretme kapasitemizi ve duygulardan öfkeyi de yönetir. Karaciğer meridyenindeki tıkanıklık, kişinin yaratıcı düşünme kapasitesini kısıtlayarak, bununla bağlantılı bir depresyon hali yaşanmasına ve kişinin kolay öfkelennerek bunu çevresine yansıtmasına veya öfkesini ifade edemeyip hep içine atmasına sebep olacaktır. Bununla birlikte tabi ki karaciğer organının kendisinde de yağlanma, safranın kireçlenmesi, kistler veya hepatit gibi semptomlar oluşabilir. Ancak sadece organın kendisi değil, organla ilgili tüm meridyen sistemi de dikkate alınmalı ve gerekiyorsa tedavi edilmelidir.  

Bütüncül Yaklaşımın Avantajı

Bütüncül yaklaşımla elde edilen bilginin sağladığı en önemli avantaj: bir rahatsızlığın tedavi edilebilmesi için fiziksel sebebinin ne olduğunun bilinmesine, yani tıbbi teşhis zorunluluğu olmamasıdır. Meridyenlerin ve organların karakterlerini ve işlevlerini bilen bir GÇT hekimi, hastanın genel mizacını, beden ve yüz yapısını, semptom ve belirtilerini değerlendirerek, hangi meridyenlerde nasıl dengesizlikler olduğunu belirleyip o dengesizlikler üzerinde tedaviye başlayabilir. Daha da önemlisi, hastadan edinilen bilgiler ışığında ortaya çıkan bütüncül örüntüye yönelik tedavi uygulandığında, henüz semptom veya belirti olarak kendini göstermeyen tüm sorunlu süreçler de otomatik olarak tedavi edilmekte, yani hastalık daha oluşmadan dönüştürülebilmektedir.  Başka bir deyişle, bütüncül bir yaklaşımla tedavi uyguladığımızda, yalnızca ortaya çıkan /bildiğimiz şeyleri değil, henüz ortaya çıkmamış olan/bilmediğimiz şeyleri de tedavi etmiş oluruz.  

Çok sorulan sorulardan biri de, bir organ, mesela safra kesesi alındığında meridyenine ne olduğudur. Cevabı sorunun içindedir. Organ ve meridyen işlevsel bir bütünse, o zaman organ alınsa bile meridyen yerli yerinde durur.  Eğer safra kesesi meridyenindeki bir enerji tıkanıklığı safra kesesi organında taş oluşması olarak belirir ve safra kesesi ameliyatla alınırsa, meridyendeki tıkanıklık devam ettiği sürece, meridyen güzergahında başka sorunlar oluşacaktır. Safra kesesi meridyeni örneğinde bu migren ağrıları, reflü, rahim miyomları veya siyatik ağrısı olarak da kendini gösterebilir.  

Meridyen sistemi hakkında verebileceğimiz bilgilerin hepsini tabi ki bu makalenin sınırlarına sığdırmamız mümkün değildir. Zira konu hakkında çeşitli dillerde yazılmış yüzlerce kitap bulunmaktadır. Bu kitapların bazıları tarihi temel metinleri, bazıları ise meridyen sistemi ve akupunktur noktaları üzerine yapılan bilimsel araştırmaları temel almaktadır. Bu bilgi Batı’da daha iyi anlaşıldıkça GÇT kendine daha kapsamlı bir yer edinmekte, aynı zamanda meridyen bilgisi modern teknolojilerle entegre edilebilmektedir. Geleneksel olarak bu bilginin uygulama alanları Çi-gong (Enerji geliştirme egzersizleri), akupunktur ve çeşitli manuel terapilerle sınırlıyken, günümüzde biyorezonans, homeopati, EFT (Emotional Freedom Technique) gibi Batı’da geliştirilen pek çok yeni yöntem ve teknolojiye de temel oluşturmaktadır.      

Dr. Onur Aydınoğlu Özgeçmiş 

Dr. Aydınoğlu, Naturopati, Geleneksel Çin Tıbbı, meridyen terapisi, akupunktur, tıbbi çigong, fitoterapi ve biyorezonans uzmanıdır. Geleneksel Çin Tıbbı yüksek lisans ve doktorasını Bastyr Üniversitesi’nde (Washington, ABD) tamamlamıştır. Takiben uzman hekim olarak New Mexico Üniversitesi’nin entegre ve alternatif tıp merkezi Center For Life’da, uzman eğitmen olarak da Southwest Acupuncture College’da (New Mexico, ABD) çalışmıştır. 2012 yılından beri, kurucusu olduğu Heal İstanbul Doğal ve Bütüncül İyileşme Merkezi’de sağlık danışmanlığı ve terapileri sunmaktadır.