Kilo Sorunu ve Gıda Bağımlılığı

Kilo Sorunu ve Gıda Bağımlılığı

Kilo fazlanız mı var? Bunu ciddi bir sağlık riski olarak görmenize rağmen kilonuzu kontrol etmekte güçlük mü çekiyorsunuz? Birçok diyet ve kilo verme ürünü deneseniz de anlamlı ve kalıcı sonuçlar almanız imkansız gibi mi gözüküyor? Artık sevdiğiniz yiyeceklerden zorla uzak durmanın sonrasında iştahınıza hakim olmayı işkence gibi görür mü oldunuz? Daha dengeli ve uzun vadeli bir beslenme çözümü ilginizi çekiyor mu? Yemek ile olan ilişkinizin daha sağlıklı ve "besleyici” olmasını ister misiniz?

Obezitenin tek bir sebebi olmasa da tıbbi çevrelerdeki fikir birliği kişinin kullanmak için ihtiyacı olduğundan daha çok kalori tüketmesi durumunda kilo aldığı yönündedir. Fakat bu ne yazık ki aşırı derecede basite indirilmiş bir bakış açısıdır. Bazı kişiler için genetik faktörlerin oynadığı roller de ortaya atılsa da, son bir kaç yüz yıl içerisinde genetik yapımız değişmezken toplumdaki obezite vakalarının katlanarak artması bu tezi çürütüyor.

Diyet hiç kuşkusuz obezitenin ortaya çıkmasında çok merkezi bir faktördür fakat herkese uyan tek bir tip diyet söz konusu değildir. Bir çok doktor ve diyetisyen yüksek kilo problemi ile yaşayan kişilere düşük yağlı, karbonhidrat ağırlıklı bir beslenme ve sık sık yenen ufak öğünler önererek fazla vücut yağlarının yakılmasını teşvik etmeye çalışır. Fakat bu yöntemin, uzun vadeli ve kalıcı sonuçlar oluşturmadığı gibi aynı zamanda birçok kişi için de sağlıksız olduğu yakın yıllarda bulgulanmıştır. Başarılı bir obezite programının hem endokrin ve metabolik dengesizlikleri hem de psikolojik ve duygusal faktörleri göz önünde bulundurması gerektiği ise diğer bir önemli noktadır.

Ayurveda obeziteyi bir Kapha bozukluğu olarak nitelendirdiği için Kapha’yı azdıran süt ürünleri, ekmek ve şeker gibi besinlerden sakınmayı tavsiye eder.Ancak, Ayurvedik bir diyet planı kişinin bünyesine özel ve mevsimsel olarak dengelenmekle kalmayıp, aynı zamanda kolay anlaşılan ve takip edilen bir sistemdir. Ayurvedik beslenmede odaklandığımız sadece ne yememiz gerektiği değil, aynı zamanda ne zaman (örneğin hazım alevinin en kuvvetli olduğu gün ortasında yenen öğle yemeği günün en zengin yemeği olmalıdır, meyvelerin bol olduğu yaz aylarında karbonhidratlar daha sık tüketilirken kış aylarında daha yüksek protein ağırlıklı bir diyet takip edilmelidir) ve nasıl (sakin ve sessiz bir ortamda yemek yemek hızlı ve gürültülü bir ortama tercih edilmelidir) yememiz gerektiğidir. Diyetisyenler arasında çok popüler olan günde altı kere yenen ufak öğünler yerine Ayurveda günde üç öğün almanın ve yemek aralarında sağlıklı gıdalar atıştırmanın daha düzenli bir kan şekeri tablosu ve yağ metabolizması için önemli olduğunu savunur.