Anksiyete ve Depresyon

Anksiyete ve Depresyon

Kendinizi bunalmış ve bitmeyen bir çaresizlik içerisinde mi hissediyorsunuz? Peki ya anksiyete ve panik ataklar? Anti-depresan veya sakinleştirici kullanıyor ve bu ilaçların halsizlik, zihin bulanıklığı, kilo alma ve iktidarsızlık gibi yan etkilerinden şikayetçi misiniz?

Anksiyete ve depresyonun çoğu zaman suistimal edilmek veya sevdiğimiz bir kişiyi kaybetmek gibi dışarıdan gelen sebeplerden veya kronik ağrılar ve hastalıklar, beslenme bozuklukları, endokrin sistemi dengesizlikleri (tiroid) ve kullandığımız ilaçların yan etkileri gibi içten gelen sebeplerden kaynaklandığı düşünülür.

Depresyonun tıbbi tedavisi genelde anti-depresan kullanılması ve kimi zaman da psikoterapist ve/veya danışmanların yardımı ile yapılır. Antidepresan veya antianksiyete ilaçları, depresyon veya aksiyete ile yaşayan bir insanın daha normal bir şekilde düşünmesine ve günlük hayatını sürdürmesine yardımcı olsa da, bu yaklaşım sorunların temelinde yatan asıl problemleri göz ardı edebilir. Psikoterapi ise çok önemli bir metod olmasına rağmen sıkıntılı bir zihni sadece zihin yoluyla tedavi etmeye çalıştığı için eksik kalabilir.

Bu tip rahatsızlıklara daha bütünsel bir perspektiften yaklaştığımızda problemleri yaşayan kişiye tümsel bakmamız ve sorunun temelinde yatan fiziksel ve enerjitik dengesizlikleri tekrar dengelememiz gerekir. Örneğin, Ayurveda’ya göre, yaşanan depresyon veya anksiyete, derinde seyreden bir dosha dengesizliğinin habercisidir. Genelde Vata tipi depresyon, anksiyete ve ani değişkenliklerle, Pitta tipi depresyon, gerginlik ve kendinden nefret etme, Kapha tipi depresyon ise ağırlık ve melankoli ile kendini gösterir. Bunun beraberinde, Çin Tıbbı kişiyi ve yaşanan zorlukları Beş-Element’in bünyesel dışavurumuna bağlar. Su tipi, korku ve istikrar eksikliği, ateş tipi, neşenin yokoluşu ve anı yaşayamama, ağaç tipi, sürekli düş kırıklığı ve kendine öfkelenme, toprak tipi, uyuşukluk ve kayıtsızlık ve son olarak metal tipi ise, aşırı derecede hüzün duygusu ile karakterize edilebilinir. Çoğunlukla, bu elementlerin bir karışımının dengesizliği, dışavurumsal olarak meridyenlerin enerji akışına yansır.

Özel bitkisel terapiler ve gıda takviyeleri, Meridyen Terapisi, AyurYoga ve AyurPrana Terapileri, Çi gong ve Meditasyon son derece kuvvetli ve verimli bir biçimde kişinin sinir sistemini dinginleştirir ve ruhunu yüceltir. Bunu yaparken, sadece semptomları maskelemek yerine vücut-zihin evliliğini onarır, sorunun temelinde yatan fiziksel ve enerjitik dosha, element ve meridyen akışlarının dengesizliklerini tekrar ahenkli kılar.  Bu terapiler hali hazırda kullandığınız ilaçlar veya devam ettiğiniz psikoterapi ile çatışmaz, aksine bu tedavileri destekler.